Beldemizin Tarihçesi 2
06 Ocak 2009 – 13:42Daha önce sitemizde “beldemizin tarihi” ile ilgili bir yazı yayımlanmış,yazının sonunda da, “önümüzdeki günlerde bu kunuda çalışmalarımız sürecek”diye,belirtmiştik.İşte bu konuda Veysi Yeşilyurt öğretmenimizin ikinci etap çalışması…
BELDEMİZ’İN TARİHÇESİ
Beldemiz , “Turabdin” diye adlandırılan bölgede yer alır. Turabdin; batıda Mardin, kuzeyde Hasankeyf, doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin sınırları içinde kalan bölgenin adıdır. İbadet edenlerin dağı anlamına gelir
Beldemizin içinde yer aldığı bölge ile ilgili ilk yazılı kaynaklar M.Ö. 12. Yüzyıla dayanır.
Orta Asya’dan göçüp Anadolu’ya gelen Eti Türkleri, Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat nehirleri arasında yer alan ve verimli topraklara sahip olan bölgeye yerleşmişlerdir(M.Ö.2000).daha sonra sırasıyla Asurlular, Urartular, Makedonyalılar, Persler ve Romalılar bölgeye hakim olmuşlardır.
M.S.5. Yüzyıla kadar, Hristiyanlık bölgeye hakim olmuş. Altıncı asırdan sonra İslamiyet’in yayılışı ile birlikte Arap akınları başlamış ve M.S. 640 tarihinden itibaren Hazreti Ömer zamanında Hazreti Halid bin Velid orduları tarafından bölge fethedilmiştir. Daha sonra bölgeye Emeviler ve Abbasiler hakim oldu. Abbasiler döneminde bölgede imar ve kalkınma hareketleri görülür. Harun el Reşit’in oğlu Memun’un Türk-Arap karışımı olarak kurduğu büyük bir ordu Cizre-Mardin eski patika yolu boyunca yüz karakola yerleştirilir. MAHALMİ adı buradan gelmektedir. Mahalmi; yüz mahalle, yüz yer, yüz ordugah anlamına gelir. Beldemizin ve Midyat köylerinin ekserisi bu dönemde kurulması yüksek bir ihtimaldir.
9 ve 10 yüzyıllarda Hamdaniler bölgeye hakim oldular. Daha sonra Mervaniler bölgeyi ele geçirdiler. 1060 dan itibaren bölgeye Selçuklu akınları başlamış ve bölge Selçuklular’ın egemenliği altına girmiştir.
Selçuklu komutanlarından Artuk Bey bu bölgede kendi adıyla bir beylik kurmuştur. Bu dönemde Mardin, Hasankeyf ve Musul eyaletleri arasında İrtibat vazifesi gören bu bölge en parlak devirlerinden birini yaşamıştır. 15. Yüzyılda Karakoyunlular bölgeyi ele geçirdiler. 1462 yılında Akkoyunlular bu bölgeyi Karakoyunlulardan aldılar.16. yy. da Safevi devleti hükümdarı şah İsmail bölgeyi ele geçirir. Ve nihayet 1517 tarihinde Yavuz Sultan Selim bölgeyi Osmanlı topraklarına katmıştır.
Beldemizde bulunan zavarip denilen mağaralar yerleşim olarak çok eskilere dayandığını gösteriyor. Bölgenin bazı yerlerinde inşaat için yapılan kazılarda gayri Müslimlere ait mezarlara rastlanmıştır.
Müslümanların buraya yerleşmeleri çok eskilere dayandığı beldede bulunan mübarek zatlara ait türbe ve şeyh el garib Müslüman mezarlığından anlaşılıyor.
Belde halkımızın mensub olduğu mıhallemilerin kim oldukları hakkında çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bu görüşleri maddeler halinde aktarıyorum:
1- Mıhallemilerin Beni Rabia’ya (büyük bir arap kabilesi) bağlı kabileleye mensub olduğu görüşüdür.
2- Bir başka görüşe göre Mıhallemiler’in Aramilerin bir kolu olup M.Ö. 1050 tarihlerinde Hititlerin gücünün zayıflamasıyla Arabistan çöllerinden Anadolu’ya gelmiş olduklarıdır. Sami ırkından geldikleri bilinen bu halkla ilgili 1. Tiglat Plaser’in yazıtında Ahlami Armaye diye söz edilmektedir.
3- Bir başka görüşe göre ise Mıhallemiler’in Tunus ve Cezayir’den Anadolu’ya göç eden beni hilal kabilesine mensub Araplar’dan olduğudur.
4- Bir iddiaya göre; Mıhallemi kelimesinin 15. Yüzyılda adı geçen bir Kürt aşireti olan Maklemite’den kaynaklandığını dolayısıyla bu topluluğun aslında Kürt olduğu şeklindedir.
5- Bazı Süryani kaynaklarına göre; bu topluluğun aslının Süryani olup 1600’lü yıllarda Müslümanlaştığına değinilmişse de 1525 yılındaki Osmanlı belgelerinde kendilerinden Müslüman Mıhallemi Cemaati olarak söz edilmektedir. Osmanlı belgeleri Süryani kaynaklarının bu iddiasını çürütüyor. Görüldüğü gibi mıhallemiler hakkında çeşitli görüşler mevcuttur. Bana göre mıhallemiler ile ilgili en geçerli iddia 1. görüştür.
Beldemiz , “Turabdin” diye adlandırılan bölgede yer alır. Turabdin; batıda Mardin, kuzeyde Hasankeyf, doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin sınırları içinde kalan bölgenin adıdır. İbadet edenlerin dağı anlamına gelir
Beldemizin içinde yer aldığı bölge ile ilgili ilk yazılı kaynaklar M.Ö. 12. Yüzyıla dayanır.
Orta Asya’dan göçüp Anadolu’ya gelen Eti Türkleri, Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat nehirleri arasında yer alan ve verimli topraklara sahip olan bölgeye yerleşmişlerdir(M.Ö.2000).daha sonra sırasıyla Asurlular, Urartular, Makedonyalılar, Persler ve Romalılar bölgeye hakim olmuşlardır.
M.S.5. Yüzyıla kadar, Hristiyanlık bölgeye hakim olmuş. Altıncı asırdan sonra İslamiyet’in yayılışı ile birlikte Arap akınları başlamış ve M.S. 640 tarihinden itibaren Hazreti Ömer zamanında Hazreti Halid bin Velid orduları tarafından bölge fethedilmiştir. Daha sonra bölgeye Emeviler ve Abbasiler hakim oldu. Abbasiler döneminde bölgede imar ve kalkınma hareketleri görülür. Harun el Reşit’in oğlu Memun’un Türk-Arap karışımı olarak kurduğu büyük bir ordu Cizre-Mardin eski patika yolu boyunca yüz karakola yerleştirilir. MAHALMİ adı buradan gelmektedir. Mahalmi; yüz mahalle, yüz yer, yüz ordugah anlamına gelir. Beldemizin ve Midyat köylerinin ekserisi bu dönemde kurulması yüksek bir ihtimaldir.
9 ve 10 yüzyıllarda Hamdaniler bölgeye hakim oldular. Daha sonra Mervaniler bölgeyi ele geçirdiler. 1060 dan itibaren bölgeye Selçuklu akınları başlamış ve bölge Selçuklular’ın egemenliği altına girmiştir.
Selçuklu komutanlarından Artuk Bey bu bölgede kendi adıyla bir beylik kurmuştur. Bu dönemde Mardin, Hasankeyf ve Musul eyaletleri arasında İrtibat vazifesi gören bu bölge en parlak devirlerinden birini yaşamıştır. 15. Yüzyılda Karakoyunlular bölgeyi ele geçirdiler. 1462 yılında Akkoyunlular bu bölgeyi Karakoyunlulardan aldılar.16. yy. da Safevi devleti hükümdarı şah İsmail bölgeyi ele geçirir. Ve nihayet 1517 tarihinde Yavuz Sultan Selim bölgeyi Osmanlı topraklarına katmıştır.
Beldemizde bulunan zavarip denilen mağaralar yerleşim olarak çok eskilere dayandığını gösteriyor. Bölgenin bazı yerlerinde inşaat için yapılan kazılarda gayri Müslimlere ait mezarlara rastlanmıştır.
Müslümanların buraya yerleşmeleri çok eskilere dayandığı beldede bulunan mübarek zatlara ait türbe ve şeyh el garib Müslüman mezarlığından anlaşılıyor.
Belde halkımızın mensub olduğu mıhallemilerin kim oldukları hakkında çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bu görüşleri maddeler halinde aktarıyorum:
1- Mıhallemilerin Beni Rabia’ya (büyük bir arap kabilesi) bağlı kabileleye mensub olduğu görüşüdür.
2- Bir başka görüşe göre Mıhallemiler’in Aramilerin bir kolu olup M.Ö. 1050 tarihlerinde Hititlerin gücünün zayıflamasıyla Arabistan çöllerinden Anadolu’ya gelmiş olduklarıdır. Sami ırkından geldikleri bilinen bu halkla ilgili 1. Tiglat Plaser’in yazıtında Ahlami Armaye diye söz edilmektedir.
3- Bir başka görüşe göre ise Mıhallemiler’in Tunus ve Cezayir’den Anadolu’ya göç eden beni hilal kabilesine mensub Araplar’dan olduğudur.
4- Bir iddiaya göre; Mıhallemi kelimesinin 15. Yüzyılda adı geçen bir Kürt aşireti olan Maklemite’den kaynaklandığını dolayısıyla bu topluluğun aslında Kürt olduğu şeklindedir.
5- Bazı Süryani kaynaklarına göre; bu topluluğun aslının Süryani olup 1600’lü yıllarda Müslümanlaştığına değinilmişse de 1525 yılındaki Osmanlı belgelerinde kendilerinden Müslüman Mıhallemi Cemaati olarak söz edilmektedir. Osmanlı belgeleri Süryani kaynaklarının bu iddiasını çürütüyor. Görüldüğü gibi mıhallemiler hakkında çeşitli görüşler mevcuttur. Bana göre mıhallemiler ile ilgili en geçerli iddia 1. görüştür.
Veysi Yeşilyurt (Eğitimci)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder